giriş
HEKİM GİRİŞİ

KÜTÜPHANE

GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ NEDİR? - ÖMÜR GENCEL Geri

Girişimsel radyoloji nedir?
Girişimsel radyoloji, radyolojik görüntüleme yöntemlerini kullanarak, damar içerisinden (endovasküler) ve cilt üzerinden (perkutan) tanı amaçlı biyopsi işlemlerini gerçekleştiren veya tedavi amaçlı minimal invaziv girişimlerle tedavi yöntemlerini uygulayan klinik branşdır.

Girişimsel radyolojide hangi tanı yöntemleri kullanılır?
Görüntüleme amacıyla ultrasonografi(US), bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans (MR) ve konvansiyonel anjiografi tetkikleri kullanılarak durum tespiti yapılır, sonrasında bu yöntemlerden uygun olanı kullanılarak da tanı ve tedavi işlemleri gerçekleştirilir. 

Girişimsel radyolojide ne tür tedaviler yapılmaktadır?
*Biyopsi uygulamaları (tiroid, meme, karaciğer, böbrek, prostat biyopsileri vb…)
*Abse ve vücut sıvı drenajları
*Endovasküler tanı yöntemleri (tanısal anjiografi)
*Endoarterial tedaviler (tümör embolizasyonu, balon-stent uygulamaları, miyom embolizasyonu, …)
*Endovenöz tedaviler (Varis tedavileri, varikosel embolizasyonu, venöz anomalilerin tedavisi…)
*Perkütan tedaviler (karaciğer başta olmak üzere organ lezyonlarına yönelik radyofrakans / mikrodalga ablasyon tedavileri, kriyoterapi uygulamaları, guatr nodül ablasyonu, …)

Biyopsi nedir?
Vücudun herhangi bir organın kendisinden veya organ içinde yerleşimli lezyonlardan patolojik tanı elde edilmesi amacıyla doku parçası alınmasına “biyopsi” denir.

Kaç tür biyopsi vardır?
Cerrahi yolla gerçekleştirilen biyopsiler dışında; minimal invaziv girişimlerle uygulanan 3 tür biyopsi vardır: 
1- İnce iğne aspirasyon biyopsisi (sıklıkla tiroid nodülleri, bununla birlikte lenf nodu ve pankreas doku biyopsilerinde kullanılır).
2- Kalın iğne (kor) biyopsileri (prostat, meme, karaciğer, böbrek, lenf nodu vb…).
3- Vakum biyopsileri (meme kitlelerinde kullanılan özel biyopsi uygulamasıdır).

Tiroid İnce İğne Biyopsisi (T-İİAB) nasıl yapılır?
T-İİAB işlemini en verimli şekilde gerçekleştirmek için; US kılavuzluğunda ve lokal anestezi altında yapılması önemlidir. İşlem cildin çok ince bir iğne ile uyuşturulması ardından US eşliğinde nodüle bir veya birkaç kez ulaşılması ve nodül içerisinden hücre aspirasyonu yapılarak gerçekleştirilir. Aspirat dediğimiz hücreleri de içeren iğne ucundaki sıvı lamlara yayılarak alkol ile fikse edilir ve değerlendirmesi için patologa gönderilir. 
Tiroid biyopsisinde doğru sonuç için nelere dikkat edilmelidir?
* İşlemin US kılavuzluğunda nodülü ve biyopsi alınan bölgeyi görerek işlemin gerçekleştirilmesi önemlidir.
* İşlem sırasında hasta rahat olmalıdır ki; işlem zorlanmadan ve tanı koymak için yeterli sayıda hücre aspirasyonu elde edilerek yapılabilsin. Bunun için de lokal anestezi ile işlemi gerçekleştirmek en doğru olanıdır.
* İşlem sonrası elde edilen hücrelerin hızlıca lamlara yayılarak, alkolle fikse edilmesi hücrelerin dejenere olmaması için gereklidir. 
* Mümkünse  eş zamanlı olarak bir patoloğun hücre yeterliliği açısından hızlıca ön değerlendirme yapması önemlidir. Böylece patoloji sonucunun yetersiz materyal (nondiagnostik) gelmesinin önüne geçilir ve hastanın  tekrar tekrar  biyopsi stresi yaşaması da önlenmiş olur.
* Son olarak; ayrıntılı değerlendirmenin tecrübeli bir sito-patolog tarafından yapılması doğru tanı için önemlidir.

Meme biyopsisi nedir?
Meme biyopsisi; memede görülen kitlesel oluşumlarda histopatolojik tanı koymak için gerçekleştirilen doku parçası alınması işlemidir.

Meme biyopsisi nasıl yapılır?
Meme biyopsilerinde günümüzde en sık kullanılan yöntem “kalın iğne biyopsisi” (tru-cut biyopsi) tekniğidir. Bu yöntem uygun sterilite koşulları sağlandıktan sonra lokal anestezi altında ağrısız olarak gerçekleştirilir. Cilt üzerinden doku parçası almaya yarayan özel biyopsi iğneleri, sıklıkla US kılavuzluğunda kitleye ilerletilir ve kitlede doku parçası alınarak iğne geri çekilir. İşlem sonrası alınan doku parçaları formolin solüsyonunda fikse edilir ve patoloji laboratuvarına gönderilir. 

Meme biyopsilerinde diğer bir yöntem “vakum biyopsi” tekniğidir ki, uygulama yöntemi kalın iğne biyopsisinde olduğu gibi lokal anestezi altında ve US kılavuzluğunda vakum iğnesi kitleye ulaştırılır. İğnenin bağlı olduğu özel vakum cihazı ile kitlenin büyük kısmı veya tamamı vakumlanarak işlem sonlandırılır

Varis nedir?
Varis toplardamarlarda görülen anormal genişlemeye denir.

Varis neden oluşur?
Varis toplardamarlar içerisinde bulunan, kanın kalbe doğru gitmesini sağlayarak geri kaçışını engelleyen damar içi kapakların işlevini yitirmesi sonucu oluşur. 
Varis oluşumunda genetik bir alt yapı bulunmakla birlikte, çalışma koşulları, hormonal etkiler, hamilelik ve doğum süreçleri varis oluşum sürecini hızlandırır.

Varis ağrısı nasıl anlaşılır?
Variste görülen tipik bacak ağrıları; sabah erken saatlerde yok denecek kadar az iken, gün içerisinde giderek artan ve özellikle akşam saatlerinde en belirgin hissedilen bacak ağrılarıdır. Özellikle akşam saatlerinde sızlama tarzında olan ağrılar, ayakları uzatmakla ve hatta bir miktar yükseltmekle hafifleyen ağrılar şeklindedir.  Bacaklara soğuk uygulama veya soğuk duş tutma da benzer etki gösterir.

Bazı hastalarda dışarıdan dikkat çekici varis olmasa bile, benzer şikayetler olabilir. Böyle olgularda, renkli Doppler inceleme ile gizli varis problemi ve venöz yetmezlik açısından değerlendirme yapılmalı ve varsa bu gizli durum ortaya çıkarılmalıdır. Bu şekilde bir tespit bulunması durumunda, hastalar erken dönemde tedavi edilerek mevcut şikayetler ortadan kaldırılır.

Bacak ağrısı dışında variste ne gibi şikayetler görülmektedir?
Benzer şekilde gün içerisinde ayakta kalmakla belirginleşen bacak ve özellikle ayak bileklerinde ödem (şişme) sıklıkla görülen bir şikayettir. 

Ayrıca bacaklarda kramp (gece krampları), kaşıntı, cilt renginde değişiklikler ve ciltte kalınlaşma varis ve venöz yetmezlik durumunda görülen diğer şikayetlerdir. 
İlerlemiş varis hastalığında ise özellikle ayak bileği düzeyinde venöz ülser dediğimiz varis yaralarının oluştuğu görülür. 

Varis tedavisi öncesi varis tanısı ve planlama nasıl yapılır?
Hastada gözle görülen varis damarları dışında, bu varislere sebep olan kaynak damarları ortaya çıkarmak ve doğru tedavi planı yapmak açısından, tüm varis hastaları renkli Doppler US (RDUS) ile değerlendirilir. 
RDUS tetkiki; radyasyon içeren bir tetkik olmayıp, ses dalgaları yardımıyla görüntü oluşturan ve kan damarları içerisindeki akım hız ve yönlerini gösteren bir tetkiktir. Bu tetkikte hem yüzeydeki hem derindeki bacak damarları değerlendirilerek durum tespiti yapılır ve varis haritası oluşturulur.

Variste ameliyatsız tedavi yöntemleri nelerdir?
Günümüzde birçok hastalıkta giderek artan sıklıkla uygulanmaya başlayan  ve popülerlik kazanan ameliyatsız tedaviler veya minimal invaziv tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Bunların başında da varis tedavisi gelmektedir.

Variste ameliyatsız tedavi yöntemlerini uygularken esas amaç varislere sebep olan ve kapak yetmezliği bulunan damarı doğru teşhis ederek, ortadan kaldırılmasıdır. Bu kaynak damarın dolaşımla ilişiğinin kesilmesi için kullanılan ameliyatsız tedavi yöntemleri:

Lazer ile varis tedavisi: Varislere neden olan esas damarın içerisine, lokal anestezi sonrası iğne deliğinden  yerleştirilen lazer fiberi ile ablasyon dediğimiz damarı kapatma işlemi gerçekleştirilir. 
Radyofrekans(RF) ile varis tedavisi: Lokal anestezi altında kaynak damar içerisine radyofrekans elektrodunun ilerletilmesi ve damarın radyofrekansla ablate edilmesi işlemidir..
Damar yapıştırma(Glue) ile varis tedavisi: Bu işlem son yıllarda uygulanmaya başlayan varis kapatma yöntemidir. Uygulaması daha kolay ve hızlı olan, tümesan anestezi dahi kullanmadan yapılabilen bir tedavi olması en önemli tercih sebebidir. Dezavantajı; lazer ve RF ile kıyaslandığında pahalı bir tedavi yöntemi olmasıdır.
Skleroterapi ile varis tedavisi: Varislere sebep olan kaynak damarın kapatılması için nadiren kullanılmaktadır, ancak etkisi diğerlerine oranla daha düşüktür. Bu nedenle günümüzde kaynak damarın daha etkin yöntemlere kapatılması ardından, yüzeyel ve kıvrımlı varis damarlarını ortadan kaldırmak üzere köpük skleroterapisi uygulanır. 

Varis tedavisi sonrası dinlenmek gerekli midir?
Ameliyatsız tedavi protokolleri uygulanan hasta ertesi gün, hatta aynı gün bile işine dönebilmektedir.  

Varis tedavisi sonrası nelere dikkat etmek gerekir?
Tedavi sonrasında genellikle kompresyon çorabı giydirilerek tedavi etkinliğinin artması beklenir. Varis çorabını genellikle 3-4 hafta kadar kullanmak yeterli olur. 
Varis çorabı dışında tedavi etkinliğinin kaybolmaması için, belirli süre aşırı sıcak ortamlardan(sauna, hamam, kaplıca, sıcak kum vb..) uzak durmak gerekir. Ayrıca belirli bir süre karın basıncını artırıcı ağır spor yapılmamalı ve ağır işlerden kaçınılmalıdır. 

Varis çorabı alırken nelere dikkat edilmelidir?
Varis çorapları elastikiyetleri belirli basınçlara göre ayarlanmış çoraplardır. Varis çorabı alırken doğru basınçta, bacak ve boy ölçülerine uygun, mümkünse kullanan kişiyi rahatsız etmeyecek materyalden imal edilmiş çorap olmasına dikkat edilmelidir. 
Özellikle varis çorabı ölçüsünün doğru tespit edilerek uygun beden ve boyda çorap alınmaması durumunda, aşırı sıkı varis çorabı kullanmak işkenceye döneceği gibi, gevşek varis çorabı kullanımının da tedavi etkinliğine katkısı olmayacaktır.

Genital varis nedir?
Genital varis kadınlarda genital bölge olarak adlandırılan ve üreme organları çevresinde yoğunlaşan damar genişlemeleridir. Kronik pelvik ağrıya neden olan bu durum “Pelvik Konjesyon Sendromu” olarak adlandılır. 
Pelvik Konjesyon Sendromu’unda çoğu zaman kronik ağrılar başka nedenlere bağlanarak, tanıyı koymak gecikir. Genital varisler anatomik lokalizasyonuna göre dış genital ve iç genital varisler olarak 2 grupta incelenir.

Dış genital varis nedir?
Vajina(vajen) ve vulva bölgesinde görülen ve bazen rahim içerisine uzanım gösteren varisler bu gruptadır. Bu bölgede görülen varisler bacaklara doğru uzanarak, bacak varislerinin de kaynağı olabilir.

Dış genital varis durumunda görülen şikayetler nelerdir?
Vajen ve vulva çevresinde görülen kabarık damarlar ile birlikte dolgunluk hissi  ve ağrı ile cinsel ilişki sırasında duyulan rahatsızlık en sık görülen şikayetlerdir. Ayrıca, bu tip varisler özellikle hamilelik dönemlerinin sonuna doğru belirginleşir ve genelde doğumla birlikte 1-2 ay içerisinde kaybolma eğilimindedir. Ancak bir grup hastada bu varisler kalıcı hale gelerek, zaman süresinde daha da kalınlaşır ve şikayetlerin gün geçtikçe artmasına sebep olabilir.

Dış genital bölge varislerde tedavi nasıl yapılır?
Vulva ve vajina çevresindeki varislerde öncelikle US-Doppler ve gerekirse ileri incelemeler ile iç genital bölgeye ve bacaklara varis uzanımının varlığı araştırılır. Eğer sorun sadece genital bölgede ise, bu bölgedeki varislere yönelik köpük tedavisi (skleroterapi) uygulanır.

İç genital bölge varislerinde ne gibi şikayetler görülür?
İç genital varisler rahim ve yumurtalıklar çevresinde yoğunlaşan varisler olup, özellikle gebelik sürecindeki karın içi basınç artışıyla birlikte belirginleşir ve genelde doğum sonrası 1-2 ay sürecinde geriler. 20-50 yaş kadınların %15’inde  şikayetlere neden olan iç genital varisler bulunur. Şikayetlerin başında özellikle gün içerisinde belirginleşen ve ayakta kalmakla artan alt karın bölgesinde ağrı ve dolgunluk hissi gelir. Adet dönemlerinde, cinsel ilişki sırasında ve sonrasında ağrı daha da belirgindir. 
Bununla birlikte anormal adet kanamaları, işeme ve dışkılama sırasında rahatsızlık ve bazen tüm bu şikayetlerin bulunması ve tedavi edilmemesine bağlı depresyon gelişimi görülebilir.

İç genital varislerde tanı nasıl konulur?
Rutin US kontrolleri sırasında iç genital bölgede görülen varikoz damarlar saptanabilir. Klinik şikayetler ile birlikte US Doppler bulguları örtüşürse hem tanı hem de tedavi amacıyla direkt venografi tetkiki yapılabilir. Ancak bazen tanıyı kesinleştirmek üzere BT veya MR ile ek incelemeler yapılabilir. 

İç genital varislerde tedavi nasıl yapılır?
Rahim ve yumurtalık çevresindeki varislerde genlde kaynak damar over (yumurtalık) venidir. Kasık bölgesinden lokal anestezi sonrası ilgili taraftaki over venine ulaşılarak öncelikle varikoz damarlar görüntülenir, sonrasında bu damarı dolaşım dışında bırakmaya yönelik embolizasyon tedavisi uygulanır. Embolizasyon işlemi için sıklıkla kullanılan yöntem koilleme yöntemi olarak adlandırılan sarmal tellerin damar içerisine bırakılması yöntemidir. Bununla birlikte damar kapatıcı plaklar, yapıştırma yöntemi ve köpük tedavileri de uygulanabilecek diğer tedavi yöntemleridir.

Kılcal varis nedir?
Kılcal varisler cilt-cilt altına yerleşimli genellikle örümcek ağı şeklinde pembe-mor renkli saç kılı inceliğinde damarlardır. Bu damarlara orta çaplı yeşil renkte damarlar eşlik edebilir.

Kılcal varis ne gibi şikayetlere neden olur?
Kılcal varislerde en sık şikayet görsel rahatsızlık ve estetik kaygılardır. Bununla birlikte, ilerleyen zamanda bacakta ağrı ve hafif şişlik gibi rahatsızlıklara sebep olabilir.

Kılcal varisler nasıl tedavi edilir?
Skleroterapi: Kılcal varislerde en etkili ve kalıcı tedavi yöntemi skleroterapidir. Skleroterapi damarı kurutmaya yönelik ilacın damar içerisine sıvı veya köpük formda enjekte edilmesi şeklinde uygulanır. 
Radyofrekans İğne Tedavisi: Sklerozan madde enjeksiyonunu kaldıramayacak kadar ince kılcallar olması durumunda, cilt üzerinden radyofrekans iğnesi  ile damar kurutulur.  
Lazer Tedavisi: Çok ince varislerde diğer bir tedavi yöntemi cilt üzerinden yüzeysel lazer uygulanmasıdır. Bu tedavide kritik nokta uygun dala boyunda damarlar üzerine etkili lazer uygulaması yapılmalıdır. Aksi takdirde etkinliği olmaz veya az olur.